DOLAR

48,4402$%0,03

EURO

56,3394%0,04

STERLİN

65,6398£%0,04

GRAM ALTIN

6.828,30%-0,46

ÇEYREK ALTIN

11.148,00%-0,25

TAM ALTIN

44.436,00%-0,14

Sabah Vakti a 04:45
Nevşehir AÇIK 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Meteris Haber
  • Gündem
  • Nevşehir için önemli araştırma! Nevşehir’de Yaşayan Gayri Müslimler…
Güncellenme - Eylül 3, 2026 11:36
Yayınlanma - Eylül 3, 2026 11:36

Nevşehir için önemli araştırma! Nevşehir’de Yaşayan Gayri Müslimler…

METERİS HABER ÖZEL….

Nevşehir, Anadolu’da Ortodoks Hristiyan nüfusun yaşadığı yerlerden birisiydi.18.yy da ve 19.yy başlarına kadar bölgede yaşayan bu insanlar genellikle tarım ve ticaret ile uğraşıyordu. Askere gitmedikleri için özellikle İstanbul’da büyük para ve güç sahibi olmuşlardı.

O dönemde Anadolu genelinde ve Nevşehir özelinde Ortodoks Hristiyanların iki farklı yapı arz ettiklerini görürüz.

Birinci gruptakiler kendilerini Rum etnik kimliği içinde gören ve bu kimliği geliştirip kuvvetlendirmeye yönelik faaliyetler içinde olan gayri müslimlerdi. Bunlar kurdukları dernek ve vakıflar kanalıyla okullar açmakta, dini mekanlara destek vermekteydi. Bölgedeki kiliselerin yardımıyla Anadolu bölgesinde Rum kimliğini ve varlığını güçlendirecek faaliyetler açıktan yada el altından yapılıyordu.

Muşkara’da yaşayan bu gruba giren Rumların hemen hemen tamamının ailesi “Gavur mahallesi” denilen bölgedeydi. Erkekler İstanbul’da ticaret yapmaya gider ve kazandıkları parayı buraya getirirlerdi. Buluğ çağına giren erkek çocukları hemen İstanbul’a gider ve orada bir akrabasının ya da tanıdığının yanında çalışmaya başlardı.

Nevşehirli Hristiyanlar İstanbul’da ağırlıklı olarak peynir ve yumurta ticaretiyle iştigal ederlerdi. Kurdukları dernekler vasıtasıyla buradaki esnaflardan topladıkları paralarla okul ve yurt, pansiyon işi yapmışlardır. 1875 yılında İstanbul’daki Nevşehirli Rum Cemaati ilk defa  meclis toplantıları yapıp zabıt defterleri tutmuşlar ve peynir mağazalarında teneke başına “mektep parası” adıyla para toplamaya başlamışlardır. Toplanan paralarla hem gayri müslim çocuklar okutulurken hem bu amaca yönelik binalar yapılıyordu. Mesela Nevşehir Hanı bu türdendi. Nevşehirlilerin Nevşehir Hanı adıyla bildikleri bu yapının yapımı Devletin takibi ve çeşitli ekonomik sıkıntılar sebebiyle bir hayli uzun sürmüş ve 1902 de bitirilmiştir. Başlangıçta yurt binası olarak yapılan bina hana çevrilmiştir. Eski Niğde yolunda bulunan bina sonradan yıkılmıştır.

Yine Sinesos’ta bugünkü adıyla Mustafapaşa’da yaşayan Ortodoks Rumlar İstanbul’da havyar ticareti yaparak büyük paralar kazanmışlardır. Kazandıkları paralarla Sinasos’ta büyük konaklar, kiliseler, okullar ve konaklama mekanları yapmışlardır. Rum kimliğini ve hristiyan inancını canlı tutmaya yönelik planları burada da eksiksiz uygulamışlardır. Özellikle Kayseri Metropolitanlığının zorlaması ve izin vermemesi sebebiyle zengin Rumlar bölgede son ana kadar kalmışlar ve malk, mülk satın almışlardır.

Rum milliyetçiliğinden beslenen bu gruptaki insanların bazıları Anadolu’nun işgali sırasında düşmanla işbirliği yapmış ve mağlubiyetten sonra Anadolu’yu terletmek zorunda kalmıştır. Ürgüp’ün Çökek köyünden Mustafa Fevzi Taşer o zamanlar yaşadıklarını anılarında şöyle anlatıyordu:

”O sıralarda Mondros Mütarekesi imza edilmiş, Türk Devleti’nin bahtı kararmış, düşman donanması Dolmabahçe Sarayı’nın önüne gelmişti. İmparatorluk bir bir istila ediliyor, hükûmeti idare edenlerin başları göğüslerine düşmüş her biri bir başka diyara firar etmişlerdi… Aldığımız havadisler okuduğumuz gazeteler vahim hadiselerle dolu idi. Gayrı müslim unsurlar düşmanla beraber olmuş, şımarıklığın ve ihanetin içinde idiler… Bizler Ürgüp ve havalisinde bulunan bazı arkadaşlar sık sık toplanarak memleketin içine düştüğü bu hâl karşısında ne yapabileceğimiz hususunu müzakere ediyorduk. Nihayet terhis olunan yedek subay arkadaşlarımızla bir toplantı yaptık. Bu toplantıda İhtiyat Zabitleri Cemiyeti Ürgüp Şubesi’nin açılmasını kararlaştırdık ve şubeyi açtık. Bizim bu faaliyetimizi gören Ürgüp’teki yerli Rumlar ve papazlar cemiyetimizin kapatılması için Kaymakama baskı yapıyorlar, şımarık durumları ile halkı tedirgin ediyorlardı. Akıbetimiz endişesi ile Ürgüp’te Cemiyet binasında toplanıyor, kâbuslu günler geçiriyorduk.” (Eftal Şükrü Batmaz, Cepheden Cepheye Esaretten Esarete (Ürgüplü Mustafa Fevzi Taşer’in Hatıraları) , Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 2000, s. 129-130)

Kapadokya bölgesinde Nevşehir’de yaşayan Ortodoks Hristiyanlardan birisi de kendilerini “Karamanlılar” olarak adlandırdığımız gruplardı. Bunlar kendilerini Hristiyan olarak tanımlamalarına rağmen etnik olarak Rum ya da Yunan olarak görmüyorlardı. Zaten kim oldukları sorusuna “hristiyanım” diye cevap veriyorlardı. Nitekim şu mısralar onların bu durumunu çok iyi özetliyordu:

Gerçi Rum isek de Rumca bilmez, Türkçe söyleriz,

Ne Türkçe yazar okuruz ne de Rumca söyleriz,

Öyle bir mahludî hatt-ı tarikatımız vardır,

Hurufumuz Yunanice, Türkçe meram eyleriz.

Bu dörtlükte kendilerini “Rum olarak bilinsek de Rumca bilmeyiz. Dilimiz Türkçedir. Kullandığımız alfabe Gerekçe olsa da yazdıklarımız Türkçe’dir” diye tarif eden Karamanlılar Mübadelenin en çok zarar gören taraflarından birisidir. Cumhuriyet döneminin en ağır göç hadiselerinden birisi olan Mübadelede Yunanistan ile karşılıklı olarak nüfus değişimi yapılmıştır. Etnik kimlikten ziyade dini yapı üzerinden yapılan bu değişimde kendilerini Rum olarak tanımlamayan ancak Hristiyan oldukları için Karamanlılar da Mübadeleye tabi tutularak Anadolu’dan ayrılmak zorunda kalmışlardır. Anadolu’yu çok seven bu insanlar yaşadıkları acıları ve sıkıntıları şarkılarında türkülerinde zaman zaman dile getirmişlerdir.

1924’te Selânik’te neşredilen bir kitapçığın içindeki 99 kıta, bu acı günleri şöyle dile getirir:

“İsmet Paşa, Venizelos geldiler,

Trampa yapmaya karar verdiler.

Acep bunu bir ferde mi sordular?

Dünya kurulalı görülmemiştir.

Türkiye’den aldırdılar bizleri,

Kan ağlıyor hepimizin gözleri…”

Kaynak: Mehmet KILIÇ

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ülkü Ocakları Nevşehir İl Başkanlığı’nın yarın açılışı var

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0