DOLAR

50,1421$%0,20

EURO

55,9072€%-0,62

STERLİN

66,9923£%-0,68

GRAM ALTIN

6.556,39%-0,60

ÇEYREK ALTIN

10.791,00%-0,41

TAM ALTIN

42.993,00%-0,40

Güneş Vakti a 12:30
Nevşehir PARÇALI AZ BULUTLU 1°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Güncellenme - Ekim 9, 2026 14:18
Yayınlanma - Ekim 9, 2026 14:18

Yaşam ve İçerisindeki Boşluklar

Ruveyda Gül

Ruveyda Gül

6 Köşe Yazısı

Paylaş: Facebook Twitter LinkedIn WhatsApp
9 Ekim 2026, 14:18

Yaşamın içerisinde oluşan boşluklar doldurulmadığında kişinin kendisini sağlıklı hissetmesi mümkün müdür?

Bu anlamlı soruyu cevaplamadan önce boşluğun anlamını irdelemekle başlayalım.

Boşluk,zkişinin kendisini genel manada amaçsız ve kaybolmuş hissetmesi olarak anlamlandırılabilir. Köklerinden koparılmış bir ağaç olmak gibidir. Ait hissedememek, içinde bulunduğu anı fark edememek, heyecan duyamamak… Yaşamını sürdürürken yaptıklarını devam ettirebilmek fakat yaşıyormuş gibi hissedememek.

Belki de çoğu kişi hayatının bazı dönemlerinde yukarıda bahsettiklerimin bir kısmını hissetmiştir. Bu hislerle nasıl başa çıkacağını bilmediği için onları yok saymaya, görmezden gelmeye çalışabilir. Fakat bir anda bu hisler yeniden ortaya çıkabilir ve kişi kendisini bir duvara çarparken bulabilir.

Her seferinde canı yanar; belki daha az, belki daha fazla. Böylelikle duyarsızlaştığına inanır. Kendisine duyarsızlaştıkça çevresine hassaslaşabilir ya da onlara da duyarsızlaşabilir. Hayatında somut olarak görülmeyen sorunlar zamanla somut sorunlara dönüşmeye başlamıştır.

İşine gitmek istemeyebilir. Eşini görmek istemeyebilir. Bir ilişkinin içerisinde olmakta zorlanabilir. Normalde devam ettirebildiği çoğu şey artık bir tür sorun haline gelmeye başlamıştır.

Kökleri topraktan ayrılan bir ağacın zamanla dallarının kuruması, yapraklarını dökmesi gibidir.

Ağaç desteksiz dik duramayacak kadar yorgundur. Kendisini yeniden toprağa kavuşturmak ister fakat ayrılmak kadar birleşmek de zordur.

Her aşama eksiltir.

Oysa kişi çoğu zaman çoğalmak ister.

Ağaç köklerinin toprakta olmadığını bilir fakat ağacı bilenler bunu fark etmeyebilir. Bu sefer ağaçtan beklentiler devam eder.

Ağaç meyve versin istenir.

Gölge olsun istenir.

Yaslanılacak bir yer olsun istenir.

Ağaç ise bütün bu beklentilerle birlikte biraz daha yıpranır.

Peki köklerinin topraktan ayrıldığını hissettiği ilk anda bunu fark edebilseydi?

Neye ihtiyacı olduğunu anlayabilse ve ihtiyaçlarını karşılayabilseydi…

Kendisini ertelemeseydi mesela.

Anlatması gerektiğinde anlatsaydı.

Dinlenmesi gerektiğinde dinlenseydi.

Sevmesi gerektiğinde sevseydi.

Yemesi gerektiğinde yese, sevilmesi gerektiğinde sevildiğini kabul edebilseydi.

Desteğe ihtiyaç duyduğunda bunu söyleyebilseydi.

Belki de mesele boşlukları doldurmak değildir.

Belki insanın önce, kendisinden ne kadar uzaklaştığını fark etmesi gerekir.

Çünkü bazen ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla şey değil; yeniden kendi köklerimize dönebilmektir.

Peki sen, kendinden uzaklaştığını ilk ne zaman fark ettin?

Psk.Dan. Rüveyda Gül

0 0 0 0 0 0
SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0